24 Şubat 2014 Pazartesi

Ninja Kaplumbağalar Ve Tuvalet Kültürü


Anadolu toplumunda yadsınamaz bir gerçek de Tuvalet kültürüdür. İslamiyet ile harmanlanmıştır bu kültür. Küçüklüğümüzden itibaren inceden inceden işlerler beynimize. Fazla vakit geçirme , şarkı söyleme , sağ ayak ile girme vs. Tuvalette ekmek mi yedin gibi şeyler söylenir sıfatsız birisi görüldüğü zaman. . Müslüman toplumlarda görülür bu tarz şeyler. Yine o şeylerden birisi , eski evlerde tuvaletin dışarda olmasıdır. Lakin binalar yükseldikçe tuvaletin içerde olması zorunlu hale gelmiştir. Ve bunun yanında insanlar işeyip sıçabileceği yeni bir aracı ile karşılaşmışlardır. Klozet . Klozet banyonun içinde olur genellikle. Alaturka tuvalet gibi kokuyu sevkedemez klozet. Hele ki yaş ilerleyip göt büyüdükçe ,  klozette giderdiğin ihtiyaç ölü yumurta gibi kokutur etrafı. Bu yüzden küçük yaştan itibaren çocuklara ihtiyacını alaturka tuvalette gidermesi güzellikle söylenir. Kimisininki de güzellikle olmaz , tıpkı benimki gibi.

Bir önceki yazımda da konusu geçmişti. Çocukluğumuzda rahatça kullanabileceğimiz bir internet yoktu. Telefonun kablosunu bilgisayara takarak bağlanabilirdik. Bağlandığımızda da IRC sunucularına bağlanıp ( bu genellikle mIRC üzerinden olurdu ) saçma sapan işlerle uğraşırdık. Henüz RPG oyunlar kaliteleşmemiş ve Amerikan Porno Endüstrisi evimize girmemişti. Sokak ve televizyon daha çekici geliyordu insanlara. Her sabah erkenden kalkar sokak öncesi televizyonun karşısına geçerdik. Her biri o zamana göre birbirinden efsane çizgi filmler vardı. Bunlardan bir tanesi de Ninja Kaplumbağalar. Yaşım 6-7 filan . Bir gün aile dostumuzun kahvaltıya geldiği sırada yaşça benden büyük olan çocuğuyla Ninja Kaplumbağaları izliyorduk. Kanalizasyonda yaşadıklarını öğrenince , kanalizasyonun ne olduğunu sormuştum. O da '' İşte o sidiğinin gittiği delik '' demişti. Ee ben onları hiç görmedim deyince de bu ibne '' Ben geçen Shredder ile karşılaştım '' dedi. O günden itibaren Shredder yahut mutant kaplumbağalardan biriyle karşılabilirim diye hep tedirgin sıçtım. Biz hakikaten gerizekalıydık. Hani derler ya günümüz neslinin çocukları çok zeki diye , aynen öyle. 11-12 yaşındaki çocukların Kore dizisi üzerinden muhabbet ettiğine şahit oldum. Amk biz o yaşlarda Kore diye bi ülke olduğundan bihaberdik .



Resmini bulamadım. Eski klozetlerde demirden yapılmış uzunca bir taharet musluğu olurdu. Bir gün sabah uyku sersemi , bu musluğun kuyruk sokumuma değmesiyle kıçımın altında el bombası patlamış gibi sıçramam bir oldu. Her taraf çiş olmuştu. Üstüne üstlük tuvalet ihtiyacımı da giderememiştim. Olayın şokuyla kuruntu yapıp tekrar oturamadım klozete. Kendime yeni çözüm yolları aramaya başladım. Çareyi , küvete ayaklarımı basarak klozet deliğini tutturmakta buldum . Tüyü de diktim yani üstüne. Her taraf rezil oldu. Hemen banyoyu terkettim. 10 dakika sonra babamın '' Lan şerefsiz '' diye bağırdığını ve üzerime Zeyid Aslan gibi uçarak geldiğini hatırlıyorum. Eşek sudan gelene kadar dövmüştü. Olayı anlatınca da gerizekalı deyip doğru alaturka tuvalete götürmüştü. Yarım saat içinde hem alaturka tuvalete işemeyi öğrenmiş ,, hem de temiz bi dayak yemiştim. Hatta ilk siniriyle öyle bir vurmuştu ki suratımda bi kaç gün izi kalmıştı. O gün  bugündür , ne Ninja Kaplumbağaları  izlerim ne de klozete işerim. Allahsız Shredder .

Duyuru

 Eski yazıların neredeyse tamamına yakınını kaldırdım. O tarz içerikte yazı bulundurmayacağım artık.  Mesaj atan bir kaç arkadaş olmuştu. Yazılar sözlükte bölük pörçük olduğu için , hikayeyi anlayamadıklarını söylediler. Gerekirse hikayeyi derlerim , onun dışında konu dışı yazmaya  devam edeceğim.  

1 Eylül 2013 Pazar

Leyla İle Mecnun Hakkında Kısaca



     90'lı yıllarda bilgisayarı olanlar hatırlar modem filan yoktu o zamanlar pek. Telefonun kablosunu çıkarır internete bağlanırdık. Hatta halen bazı yerlerde kullanılan sikimsonik bi sesi vardı. Irgat tarifesi hızı ile bağlanırdık. Cep telefonu da yaygın değildi. Ev telefonları önem taşırdı bu yüzden. Telefondan internete bağlandığımız zaman ev telefonu devre dışı kaldığı için kolay kolay giremezdik de internete . Zaten girsek de yaptığımız tek şey Mirc olayıydı. Ekşi Sözlüğün , Donanım Haber'in bile açılmadığı zamanlar . Chat sayfaları vardı yalnızca. Kelebek , zurna muhabbetleri vs . ( Ulan ne boş ilerle uğraşmışız.) Bu yüzden ki internet pek bir şey ifade etmezdi bizim için. Evde bizi kendine çeken televizyondu yalnızca. Hayatımız televizyondu. Belki yüzlerce çizgi film , dizi izlemiştik. Tabi o zaman dizi - film kültürümüz de yok , şu an yayınlasalar  '' Ne aptalca diziymiş lan '' diyeceğimiz oyunculuğun , konunun vasatın da altında olduğu filmleri bayılarak izlerdik. Şu an bile konusu açılan '' Şunu hatırlıyor musun '' diyeceğimiz diziler. Gel zaman git zaman Deli Yürek , Kurtlar Vadisi gibi milyonları ekrana kitleyen diziler çıktı ortaya. Özellikle Kurtlar Vadisi için ( İlk çıktığında Salı olsa gerek ) Perşembe günlerini iple çekerdik. Sokaklar bomboş olurdu. 10 yaşından 70 yaşına kadar herkesi giyim kuşam olarak , hal hareket ve davranışlar olarak etkisi altına alırdı. Süleyman Çakır karakteri öldüğünde gıyabi cenaze namazı bile kılınmıştı bir çok şehirde. Kısaca Kurtlar Vadisi  ülkedeki hayatı durdurdu.

     Ve bir zaman geldi ki izlediğimiz  dizilerin dizi olmadığını gösteren , belki de Kaygısızlardan sonra aradığımız o Absürd Komedi tadını bize yaşatan bir dizi çıktı ortaya '' Leyla İle Mecnun ''. İmdb'de sıralamaya giren , ( hem de baya üst bir sıradan ) ilk Türk dizisi. Yer yer kahkahalar attıran , yer yer sistemi eleştiren , yer yer hükümetin o vasıfsız bakanlarına giydiren , yer yer de bizi ağlatan bir dizi. İlk defa bir diziyi bu kadar sevmiştik. Bizi salak yerine koyup , sözde komik sahneler de gülme efekti veren saçma dizilerden değildi. Tam 3 senedir hiç bir bölümünü kaçırmadan , bir an sıkılmadan izlemiştik. Ki o kötü haber gelene kadar. TRT yayından kaldırmıştı Leyla ile Mecnun'u.


   

     Şu an herkesin dilinde Leyla ile Mecnun şuraya geçsin , yok x tv olur , yok z tv olur. Olmaz arkadaşlar.
TRT'den sonra eski tadı vermez bu dizi. Hani bu dizi Meltem TV'de bile başlamış olsaydı biz oraya aşina olacak ve diğer kanallarda eski tadı alamayacaktık. Ne bileyim ben aklıma Fox , Kanal D , ATV , Show , Star gibi kanallarda yayınlandığını getiriyorum da olmaz yani illa ki eksik bir şey kalır . TRT amblemi olacak orada. Onu her aman arayacağız. Bu diziyi sevmemizin diğer nedenlerinden biri de neredeyse reklam arasının olmaması. Diğer kanallarda zırt pırt reklam verilmesi bizi çileden çıkartacak. Burak Aksak'ın durumu ne onu da bilmiyorum fakat ama bu belirsizlik içinde senaryoyu ne kadar ilerletti muamma. Dizi başladıktan kısa bir süre içinde konu tıkanır ve bizi 2.sezonun ortalarındaki gibi sıkıcı bir senaryo bekliyor olabilir. Tadındayken bitirilmeli bence dizi. Ben K.V ve diğer dizilerde olduğu gibi bu diziye de '' Çok bozdu yeaaa '' denilmesi yerine '' Ulan efsaneydi bu dizi '' denilmesini isterim. Çünkü benim için yeri ayrıdır bu dizinin. Çoğumuz için de öyle. Leyla'nın Melis Birkan olması , Ushan Çakır'ın diziden gönderilmesi gibi olaylar aldığımız hazzı zaten düşürmüştü. Mükkemmeli minimum düzeyde yaşıyordu son sezonda bu dizi. 4. sezonun oynatılması artık mükkemmelliği ortadan kaldırır. O yüzden bu dizinin artık defteri kapatılmalı ve dediğim gibi  '' Çok bozdu yeaa'' yerine ''  Ulan efsaneydi bu dizi '' diye anılmalı.